Hattuşaş Antik Kenti

Hattuşaş Antik Kenti

Hattuşaş Antik Kenti Hakkında Bilgi

Hattuşaş Antik Kenti, Anadolu'nun derin tarihi ve kültürel mirasını yansıtan en önemli arkeolojik alanlardan birisidir. Çorum ilinin Boğazkale ilçesinde yer alan bu kadim şehir, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olarak tarihe damgasını vurmuş ve bölgedeki en güçlü medeniyetlerden birinin merkezi olmuştur. M.Ö. 2000-1200 yılları arasında varlığını sürdüren Hattuşaş, etkileyici yapıları, büyüleyici mimarisi ve stratejik konumuyla dikkat çeker. Kentin surlarla çevrilmiş yüksek duvarları, antik şehirlerin gücünü simgelerken, saraylar, tapınaklar, anıtsal kapılar ve dini yapılar gibi olağanüstü yapıtlar, Hititlerin mühendislik becerisi ve kültürel derinliğini gözler önüne serer.

Hattuşaş, sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda Hititlerin dini inançları, sosyal yaşamları ve siyasi yapıları hakkında sunduğu zengin bilgilerle de büyük bir öneme sahiptir. Arkeologlar, bu antik kentte yapılan kazılarda, Hititlere ait yazılı tabletler, heykeller ve diğer eserlere ulaşarak, geçmişin sırlarını gün yüzüne çıkarmaktadırlar. Kentin tarihi dokusunda gezinirken, Hitit İmparatorluğu’nun yönetim biçimi, halkın günlük yaşamı ve mitolojik inançları hakkında derinlemesine bilgi sahibi olabilirsiniz. Hattuşaş’ın görkemli kalıntıları, geçmişin büyük uygarlıklarından birinin etkileyici izlerini bugüne taşıyor ve ziyaretçilerine antik çağların gizemli atmosferini sunuyor.

Ziyaretçiler, Hattuşaş'ın tarihi sokaklarını ve kalıntılarını keşfederken, bu eşsiz deneyimin keyfini çıkarırken aynı zamanda Anadolu'nun en önemli arkeolojik alanlarından birini görmenin ayrıcalığını yaşayacaklardır. Arkeoloji ve tarih tutkunları için unutulmaz bir keşif fırsatı sunan Hattuşaş, kültür yolculuklarına çıkmak isteyen herkes için bir başyapıttır.

Hattuşaş Antik Kenti gibi tarihi zenginlikleri keşfetmek istiyorsanız, Cab İstanbul şöförlü araç kiralama hizmeti ile yolculuğunuzu daha konforlu hale getirebilirsiniz. Özel transfer hizmetlerimiz, rahat bir seyahat deneyimi sunarak, zaman kazandırır ve gezinizin keyfini çıkarırken güvenli bir ulaşım sağlar.

Hattusas Antik Kenti

Hitit Başkenti

Hattuşaş’ın Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olması başlı başına etkileyici bir detay. Milattan önce 17. yüzyılda I. Hattuşili tarafından başkent ilan edildiğinde, burası Anadolu’nun en güçlü siyasi merkezlerinden biri haline gelmiş. Düşünsenize, o dönemde Hattuşaş’tan yönetilen bir imparatorluk, Mısır’dan Mezopotamya’ya kadar uzanan bir coğrafyada söz sahibiymiş. Hatta MÖ 1274’teki ünlü Kadeş Savaşı’nın taraflarından biri olan Hititler, bu şehrin surları arasında stratejiler geliştirmiş. Dünyanın ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması’nın bir kopyasının Hattuşaş’ta bulunması da cabası!

Bir diğer etkileyici taraf, mimari ve mühendislik harikaları. Şehrin 6 kilometreyi aşan surları, o dönemin teknolojisiyle nasıl inşa edilmiş, insan gerçekten hayret ediyor. Yerl Kapı’daki 70 metrelik tünel mesela; hem savunma amaçlı hem de su yönetimi için yapılmış. Hititler, suyu kontrol etme konusundaki ustalıklarıyla da tanınıyor. Şehirde bulunan su sarnıçları ve kanal sistemleri, o çağda bile ne kadar ileri bir planlama yapıldığını gösteriyor.

Hattuşaş Antik Kenti Tarihi

Hattuşaş’ın tablet arşivleri de tarihe ışık tutan bir hazine. Binlerce kil tablet, Hititlerin günlük hayatını, diplomatik yazışmalarını, dini ritüellerini ve hatta mitolojik hikayelerini günümüze taşımış. Bu tabletler arasında, kralların mektuplarından tutun da hava tanrısı Teşup’a yapılan dualara kadar her şey var. Bir nevi Hititlerin “kütüphanesi” desem abartmış olmam. Bu arşivler sayesinde, Hattuşaş UNESCO’nun “Hafızası” listesine bile girmiş!

Ve tabii ki Yazılıkaya’nın mistik havası. Şehirden biraz uzakta, kayalara oyulmuş bu açık hava tapınağı, Hititlerin dini dünyasını gözler önüne seriyor. Tanrı ve tanrıçaların kabartmaları, sanki bir geçit törenindeymiş gibi sıralanmış. Burada yapılan törenleri hayal ettiğinizde, tüyleriniz diken diken oluyor. Hititler için burası sadece bir tapınak değil, evrenle bağlantı kurdukları kutsal bir alanmış.

Son olarak, Hattuşaş’ın çöküşü bile etkileyici bir hikaye. MÖ 1200’lerde, Bronz Çağı’nın sonlarında, şehir gizemli bir şekilde terk edilmiş. Deniz Kavimleri’nin saldırıları mı, iç karışıklıklar mı, yoksa kuraklık mı bilinmez, ama bu güçlü başkent bir anda sessizliğe gömülmüş. Yine de kalıntıları, o görkemli günleri hâlâ fısıldıyor.

Hattuşaş, hem yükselişiyle hem de düşüşüyle tarihin en etkileyici sahnelerinden birini sunuyor. Surların arasında dolaşırken, sanki Hitit krallarının ayak seslerini duyuyorsunuz. Sizce de bu yer, tarihin en çarpıcı hikayelerinden birine sahip değil mi? Hangi tarafı sizi en çok etkiledi, yorumlarda buluşalım! Sevgiler!

Hattusas Antik Kenti

Hattuşaş Nerededir?

Hattuşaş’tan bahsedelim mi? Eğer “Hattuşaş nerede?” diye soruyorsanız, hemen sizi aydınlatalım, hem keyifle okuyabileceğiniz şekilde anlatayım.

Hattuşaş, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde, Çorum iline bağlı Boğazkale ilçesinde yer alıyor. Evet, yanlış duymadınız, bu muhteşem antik kent tam da Anadolu’nun kalbinde! Çorum’un yaklaşık 82 kilometre güneybatısında, yemyeşil tepeler ve vadiler arasında saklı bir hazine gibi duruyor. Eğer haritada aramak isterseniz, Boğazköy olarak da bilinen bu bölgeye zoom yapabilirsiniz.

Burası, Hititlerin başkenti olarak ün salmış bir yer. Milattan önce 17. yüzyıldan itibaren parlayan bu şehir, bir zamanlar Anadolu’nun en güçlü medeniyetlerinden birinin merkeziymiş. Şimdilerde ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alarak, tarih meraklılarını kendine çekiyor. Düşünsenize, binlerce yıl önce krallar, rahipler ve halk bu topraklarda yaşamış, tapınaklar inşa etmiş, tabletler yazmış. Büyük Tapınak, Aslanlı Kapı ve Yazılıkaya gibi yerler hâlâ ayakta, sanki bize o günleri fısıldıyor.

Eğer yolunuz Çorum’a düşerse, Hattuşaş’a uğramadan dönmeyin derim. Hem doğanın hem tarihin iç içe geçtiği bu yerde, kendinizi adeta bir zaman yolcusu gibi hissedeceksiniz. Tabii yanınıza fotoğraf makinenizi almayı unutmayın, çünkü her köşesi bir kartpostal gibi!

Çorum Gezilecek Yerler

Hattuşaş Ne Zaman ve Kim Tarafından Kuruldu?

Hattuşaş’ın kuruluşu, tam bir tarih romanı gibi. Bu antik kent, milattan önce 2. binyılın başlarında, yani yaklaşık MÖ 2000 civarında ilk kez yerleşim görmüş. Ancak asıl şöhretini, Hititlerin sahneye çıkmasıyla kazanmış. Hititler, bu bölgeye geldiklerinde burayı sıradan bir yerleşimden çok daha fazlasına dönüştürmüşler. Hattuşaş’ın resmi olarak bir başkent haline gelmesi ise MÖ 17. yüzyılda, Hitit Kralı I. Hattuşili’nin (evet, ismi bile buradan geliyor!) döneminde gerçekleşmiş. I. Hattuşili, stratejik konumu ve doğal savunmasıyla Hattuşaş’ı seçmiş ve burayı Hitit İmparatorluğu’nun siyasi, dini ve askeri merkezi yapmış.

Peki, kim bu I. Hattuşili? Kendisi Hititlerin en önemli krallarından biri olarak biliniyor. Anadolu’da gücü eline alan bu kral, Hattuşaş’ı adeta bir kale-şehre çevirmiş. Şehir, onun döneminde surlarla çevrilmiş, tapınaklar inşa edilmiş ve tabletlerle dolu bir arşiv sistemi kurulmuş. Yani Hattuşaş, sadece bir yer değil, aynı zamanda Hitit medeniyetinin doğuşunun da sembolü olmuş.

Tabii, şehrin kuruluşundan önceki dönemlerde de burada Hatti halkının yaşadığı biliniyor. Hititler, bu yerli halkın kültürünü benimseyip kendi izlerini ekleyerek Hattuşaş’ı eşsiz bir melting pot haline getirmişler. MÖ 13. yüzyılda ise şehir, en parlak dönemini yaşamış; devasa surlar, anıtsal kapılar ve görkemli yapılarla dolu bir metropolis olmuş.

Kısacası, Hattuşaş’ın temelleri MÖ 2000’lerde atılmış, ama asıl kimliğini I. Hattuşili ile MÖ 17. yüzyılda bulmuş. Hititlerin bu muhteşem başkenti, bugün hâlâ ayakta duran kalıntılarıyla bize o günleri anlatıyor. Sizce de büyüleyici değil mi? Bir sonraki yazımda Hattuşaş’ın sırlarını daha da derinlemesine keşfetmek isterseniz, bana yazmayı unutmayın! Sevgiler!

Hitit İmparatorluğu'nun Çöküşü 

M.Ö. 1200'lerde, Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte Hattuşaş, bir süre boş kaldı. Antik kent, daha sonrasında Frigler ve Romalılar tarafından yeniden kullanıldı; ancak, Hitit döneminin eski ihtişamını bir daha elde edemedi.

Hattuşaş'ın sırlarını çözme çabaları, 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktı. Bu çabalar, 1906'da Alman arkeolog Hugo Winckler'in Hattuşaş'ta sistemli kazılara başlamasıyla hız kazandı. Bu kazılarda, 30.000'den fazla kil tablet bulundu. Bu tabletler, Hitit hukukunu, dini ritüelleri, mitolojik hikayeleri ve diplomatik yazışmaları içeriyordu, bu sayede Hititler hakkında daha kapsamlı bilgiler elde edilebildi. Ancak, Hattuşaş'ın gizemli tarihi hala tam anlamıyla çözülmemiştir. Arkeologlar ve tarihçiler, hala bu antik kentin ve Hititlerin yaşamı ve kültürü hakkında daha fazla bilgi edinmek için çalışmalarını sürdürmektedirler. Her yeni kazı ve keşif, Hattuşaş'ın derinliklerinde gizlenmiş bir başka parçayı gün yüzüne çıkarmak suretiyle, geçmişin bu etkileyici bölümünün daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.

Yazılıkaya Tapınağı

Hattuşaş Gezilecek Yerler

Büyük Tapınak. Burası Hattuşaş’ın dini hayatının kalbiymiş. Hititler, tanrılarına adanmış bu devasa yapıda ibadetlerini gerçekleştirirmiş. Tapınağın taş işçiliği ve geniş avlusu sizi kendine hayran bırakacak. Düşünsenize, binlerce yıl önce rahipler burada dualar okuyor, ritüeller gerçekleştiriyordu. Hâlâ o mistik havayı taşıyor desem abartmış olmam!

Surların arasında dolaşırken mutlaka Aslanlı Kapı’ya uğrayın. Adından da anlaşılacağı üzere, bu kapının iki yanında heybetli aslan heykelleri sizi karşılıyor. Hititlerin gücünü ve sanat anlayışını yansıtan bu kapı, şehrin savunmasının da simgesiymiş. Fotoğraf makinenizi hazır tutun, çünkü burası tam bir Instagramlık nokta!

Bir diğer göz alıcı yer ise Yerl Kapı (''Yerkapı” olarak da geçer). Bu, Hattuşaş’ın en etkileyici girişlerinden biri. 70 metrelik bir tünelden geçerek surların altına iniyorsunuz. Tünelin sonunda ışığı gördüğünüzde kendinizi bir film sahnesinde gibi hissediyorsunuz. Hitit mühendisliğinin ne kadar ileri olduğunu anlamak için birebir!

Tabii ki Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nı es geçmek olmaz. Hattuşaş’ın hemen dışında yer alan bu kutsal alan, kayalara oyulmuş tanrı ve tanrıça kabartmalarıyla ünlü. Özellikle “Tanrılar Alayı” olarak bilinen rölyefler, Hitit mitolojisinin bir özeti gibi. Hava tanrısı Teşup’tan bereket tanrıçası Hepat’a kadar birçok figür burada sizi bekliyor. Burası, sanki tarihin bir açık hava müzesi!

Son olarak, Kral Kapısı’na da göz atmalısınız. Kapının üzerindeki savaşçı kabartması, Hitit sanatının zarif ama güçlü yönünü ortaya koyuyor. Bu kapıdan geçerken bir kral edasıyla poz vermek serbest!

Hattuşaş’ta görülecekler bunlarla sınırlı değil elbette. Şehrin etrafındaki surlar, tablet arşivleri ve kalıntılar, her köşede size Hititlerin görkemli dünyasını anlatıyor.

Aslanlı Kapı: Kentin güneybatısında konumlanan Aslanlı Kapı, adını her iki yanındaki taş aslan heykellerinden alır. Bu kapı, şehrin korunmasını ve Hititlerin gücünü simgeler.

Kral Kapısı: Aslanlı Kapı'ya yakın bir konumda bulunan Kral Kapısı, üzerindeki kabartma bir kral figüründen ismini alır. Kabartma, büyülü bir varlığı ve kralın otoritesini yansıtabilir.

Büyükkale: Hattuşaş'ın en yüksek noktasındaki Büyükkale, muhtemelen kraliyet ailesinin ikamet ettiği yerdir. Buradan, antik kentin ve çevresinin panoramik görüntülerini gözlemlemek mümkündür.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı: Kentin kuzeydoğusundaki Yazılıkaya, Hititlerin en önemli dini merkezlerinden biridir. Kayalara işlenmiş çeşitli tanrı ve tanrıça figürlerini içerir ve bir yıldız haritası gibi yorumlanabilir.

Hitit Tabletleri: Hattuşaş'ta bulunan binlerce tablet, Hititlerin hukuk sistemini, dini ritüellerini, diplomatik yazışmalarını ve daha fazlasını anlatır. Bu tabletler, arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

Şehir Surları ve Kapıları: 6 km uzunluğundaki devasa surlarla çevrili Hattuşaş, kentin farklı bölgelerine erişim sağlayan bir dizi kapıyı içerir. Bu kapılar ve surlar, Hititlerin askeri gücünü ve mimari becerisini yansıtır.

Eğer bir gün yolunuz düşerse, rahat ayakkabılar giymeyi unutmayın, çünkü bu antik kentte yürüyecek çok yol var!


Share: